Immanuel Kant demiş ki ..

” Biz gerçeği olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görürüz. ”

Ne kadar doğru.

Gerçek nedir ile ilgili bir çok yazı var, film var, hatta bunlardan en meşhuru MATRIX filmi.

Neo ile Morpheus’un konuşmasını anımsadınız mı?

Morpheus şöyle diyordu:

” Hiç gerçek olduğundan emin olduğun bir rüya gördün mü? Ya bu rüyadan hiç uyanamasaydın o zaman gerçek dünya ile rüya arasındaki farkı nasıl ayırt edersin. ”

” Gerçeği nasıl tanımlarsın ? Eğer hissedebildiğin şeylerden bahsediyorsan, koklayabildiğin, tadabildiğin ve görebildiğin, o zaman gerçek, basitçe beynine iletilen elektronik sinyallerdir. ”

” Bildiğin yol ile yürüdüğün yol arasında bir fark var. Yolu bilmek ile o yolda yürümek farklı şeyler. ”

Ve tabi daha bir çok konuşma, felsefik, kafamızı karıştıran, kendimizi sorgulayıp içinden çıkamadığımız yanıtlar.

Daha basite indirgeyelim, hatta gelin biraz siyasete bakarak düşünelim.

17 Aralık’ta bir Banka Müdürünün evinde kutular içinde milyon eurolar bulundu, resimlendi, bir başkasının evinde kasalar bulundu, hepimiz seyrettik.

Ayakkabı kutuları GERÇEKTİ, içindeki DOLARLAR da.

Kasalar GERÇEKTİ..

Ama ne yaptık?

Olduğu gibi görmedik, olduğumuz gibi gördük.

Aynı şeylere baktık, aynı şeyleri gördük ama GERÇEK mi değil mi, başka duygularımızla karar verdik. Gerçekten inananlar oldu, hiç inanmayan da.

Demek ki gözlerimizin görmesi, duymamız onun GERÇEK olduğuna inanmamız için yetmiyor.

GERÇEK ve gerçeğe ulaşmak kolay değil, o yüzden gerçek bizim için daha çok olduğumuz, geldiğimiz noktaya göre değişebilir.

Neyse, GERÇEK konusunu felsefik tartışacak kadar felsefe bilgisine sahip değilim, sözü çok beğenip kendimce bir şeyler karalamaya çalıştım, yazarken de internetten biraz destek aldım ve gördüm ki, yazılanlar bana çok ağır 🙂

Ben de kafanızı fazla şişirmeyeyim…

Ama söz güzel değil mi..:)

Sevgilerimle,