İran’lı müşterimiz ile bugün Taksim’de toplantımız vardı, toplantıyı bitirip müşteri ziyaretine giderken dedi ki ..

” Haluk, İstiklal Caddesinde muazzam bir bina ve çok gösterişli bir kapısı var, kapısında Osmanlıca – Farsça yazı var, neresi orası. ”

İstiklal Caddesinde orası neresi onun anlatımıyla bulamadım, dönüşte beraber gidelim dedim.

Döndüğümüzde de beni bahsettiği yere getirdi.

Galatasaray Lisesi ve gerçekten muazzam kapısı.

Önünden belki binlerce kere geçtim ama o Osmanlıca yazıyı görmemişim, anlamını da bilmiyorum, ne yazıyor, kim yazmış, ne zaman yazılmış onu da bilemedim.

Eve gelir gelmez araştırdım.

Galatasaray Lisesini ne kadar tanıyorsunuz bilmiyorum ama kısacık not geçeyim.

1868 yılında kurulmuş dense de, aslı 1481 yılı.

Galata Sarayı Ocağı diye kuruluyor ve öğrencileri eğitmek amacıyla kurulan bir kurum.

Burada o zamanlar yani 1480 li yıllarda yeteneklerine göre musiki, ata binme, cirit, el sanatları gibi dersler veriliyor.

Hani bazen Galatasaray Store’da 1481 tarihli ürünler görürseniz nedeni budur.

Seneler sonra 1 Eylül 1868 yılında Abdülaziz Mekteb-i Sultani olarak burayı yenileştiriyor, Batılaşmaya örnek olsun diye de Fransızlar ile birlikte düzenlemeye gidiliyor.

Ve hiç olmayan bir şey yapılıyor. Okula her dinden öğrenci kabul edilmeye başlanıyor. Ancak bu din adamlarının hoşuna gitmiyor ve büyük mücadele veriliyor. Her dinden insanın aynı okulda okunmasını o günkü çevreler kabul etmiyor ve büyük baskılar geliyor.

Fakat okul direniyor, sonunda Türkçe – Fransızca – Arapça ve Farsça dillerinde eğitime devam ediyor.

Birkaç kez yangın dolayısıyla yıkılsa da hep tamir ediliyor.

1917 yılındaki Balkan Savaşlarında bütün öğrenci ve öğretmenler savaş altına alınınca koca okuldan sadece 5 öğrenci mezun oluyor.

Neyse uzatmayayım, sonrasında Kurtuluş Savaşından sonra adı Galatasaray Lisesi oluyor.

Eğitime çok önem veren Mustafa Kemal Atatürk Galatasaray Lisesini iki kez ziyaret ediyor.

Gelelim kapıdaki yazıya değil mi, aslında onun için yazdım bu kadar yazıyı …

Kapıda şöyle yazıyor …

Açıldıkça bu bâlâ kışla-i adliyenin babı,
Eder alkış asakir Hazret-i Abdülaziz Han’a.
Bu yolda nevbenev asar-ı kamil şahid olmaz mı,
Terakki, şive ve şevket Abdülaziz Han’a.

(Açıldıkça bu yüce mahkeme yerinin kapısı,
Askerler alkış eder Hazret-i Abdülaziz Han’a.
Bu yolda yeniden tüm izler şahid olmaz mı,
Yükseklik, eda ve haşmet Abdülaziz Han’a.)

( Çeviri : Yağız Gönüller )

Bu yazı Galatasaray Lisesini 1868 yılında kuran Sultan Abdülaziz Han’a hitaben yazılmış bir dörtlük.

Bir daha geçerseniz önünden belki bu yazıyı anımsarsınız 

Sevgilerimle,

NOT : Bu arada şunu okudum da belirtmeden geçemeyeceğim; SARAY adı bizim bugünlerde anladığımız SARAY anlamına gelmiyor, SARAY eskiden Devlet işlerinin götürüldüğü, eğitimlerin yapıldığı ocak anlamında ki Topkapı Sarayı dahi bu amaçla yapılmış, daha sonra Harem falan ilave edilip hükümdarların, sultanların keyif sürdüğü yer haline gelmiş. GalataSARAY’ın saray kısmı bunu anlatıyor.