Bir sosyal sitede gezinirken bu fotoğrafa denk geldim.

Kurşuna dizilen bir İspanyol şairin fotoğrafı, adı Federico Garcia Lorca.

Şiir  ile aram yoktur, nedense bir türlü yıldızımız barışmadı, o yüzden ada da yabancıyım ama beni etkileyen şiirin ötesinde o kendisine nişan alan tüfeklerin önündeki dikilişi ve son anında bile okuduğu şiir oldu.

Merak ettim, kimmiş bu Garcia Lorca diye, biraz araştırıp size de bilgi vereyim dedim. Şiir ile uğraşan,ii haşır neşir olan arkadaşlarım mutlaka tanıyordur, bilmeyenler şse ilgilerini çekerlerse okurlar.

1898 senesinde İspanya’da doğmuş, 1936 senesinde Faşist Diktatör Franco tarafından kurşuna dizilerek öldürülmüş.

Dolu, dolu bir sanat adamıymış, piyanist, ressam, besteci, oyun yazarı ve şair.

İlk önemli eserini 1928 yılında yazmış, ÇİNGENE BALADI.

Ünlü ressam Salvador Dali ile birlikte İspan’yanın çağdaşlaması için uğraş vermiş, sanata adamış kendini.

Aynı zamanda eşcinsel olduğu için DİN ile hele ki Katolik Kiliseleri ile arası sürekli bozuk olmuş.

 

Kısacık ömrüne öyle eserler sıkıştırmış ki. Ve bir çok sanatçı gibi o da Faşist Diktaya karşı çıkmış, oyunlar, şiirler, yazılar derken Gerici Basın ve Faşist Yönetim Garcia’nın sonunu hazırlamış. Yakalanmış ve hemen idama mahkum edilmiş.

O fotoğrafta kurşuna dizilirken çekilmiş.

Biraz araştırdım, bizde de çok tanınan, bir çok sitede hayatına, eserlerine yer verilen birisi LORCA.

Bir sitede şu sözlerini okudum, hayatını bu sözler ile tamamlıyorum.

…Kimi zaman dünyada olan biteni gördüğümde kendi kendime soruyorum: Neden yazıyorum?

Ama çalışmak gerek, çalışmak. Çalışmak ve hak edene yardımcı olmak.

İnsan kimi zaman gereksiz bir çaba olduğunu düşünse de çalışmak.

Bir protesto, başkaldırı biçimi olarak çalışmak, çünkü baştan sona sefalet ve haksızlıklarla dolu bir dünyada her sabah uyanır uyanmaz yapılacak iş çığlık atmak olmalı.

Karşı çıkıyorum! Karşı çıkıyorum! Karşı çıkıyorum!”

22644036 a3c6b2d1-6f5e-4473-b12b-1b049bd345e8-medium a-la-memoria-de-federico