Bu konuda yıllar önce yazmıştım, yeniden bloguma dönünce aynı konu farklı şekillerde yine gündeme geliyor.

Eskiden Facebook bu kadar yaygın değilken insanların BLOGları vardı, BLOGGER olan bu kişiler kendilerince istedikleri, uzman oldukları konularda yazılar yazar, o yazıları fotoğraflar ile süsler ve insanların beğenisine sunardı.

Blog yazılarının ve yazarlarının sıkı takip edildiği günlerdi o zamanlar. Daha sonra Facebook ve diğer sosyal medya uygulamaları geliştikçe, Instagram gibi, Twitter gibi, Google+ gibi bloglar yavaş yavaş ilgi kaybetmeye başladı.

İnsanlar bloglarında paylaştıkları yazıları artık daha büyük bir kitleye ulaşmak için bu sosyal medya ağlarını kullanmaya başladılar.

Benim de halukilhan.com’un başlangıcı 2005 tir. Yani 10 sene önce başlamıştım yazılarımı yayınlamaya, fena da değildi, o zamanın şartlarında, Facebook’u aktif kullanmaya başlamam ise 2007 senesi sonrasıdır.

İtiraf etmeliyim ki ben de aynı yolda ilerledim bir süre, baktım Facebook daha kalabalık, yazılarımı ve paylaşımlarımı daha fazla insana ulaştırabiliyorum, blogumu terk ettim, belki 3 4 yıl boyunca bir tane yazı yazmadım, her şeyi Facebok üzerinden yapmaya başladım.

Bunda en çok, etkilenmemeye çalışsam da adına Mahalle Baskısı diyeceğim ” Facebook varken senin blogunu kim oku ” etkisi hakim oldu.

Okuyan okur, okumayan okumaz gibi düşünsem de, blogumla arama mesafeler girmişti, iyice terk ettim.

Geçen sene Cumhur kardeşim siteyi ne yaptın abi diye sorana kadar da bu ilgisizliğim devam etti. Belki ara yüzünden kaynaklıydı, belki tam istediğim gibi değildi, bilmiyorum.

Cumhur ile nasıl bir şey istediğim üzerinde biraz konuştuk, ben anlattım o tasarladı. Ve yaklaşık 6 7 ay önce bildiğiniz gibi web sitem / blogum tekrar devreye girdi.

Bir hafta sonu ne kadar yazım varsa, hepsinin üzerinden geçtim, fotoğraflarını seçtim ve halukilhan.com’u tekrar devreye aldım. Facebook’ta yazdığım her şeyi orada yayınlamıyorum, ama orada yazdıklarımı üyesi olduğum sosyal medya gruplarında paylaşıyorum.

Şimdi bu yazıyı şundan yazdım, hani tarih tekerrürden ibarettir derler ya, mahalle baskısı da aynı, geçen bir arkadaşım bana aynı soruyu sorunca gülümsedim, ” Ya Facebook’ta yazıyorsun, aynı yazıyı bir de siteye kopyalıyorsun, orada da paylaşıyorsun, zaten seni tanıyan Facebook’ta okuyorsa okuyordur, kimse gidip sitenden okumuyodur. ”

Bir yere kadar doğru, ama artık blogumu kendim için kullanıyorum, kimse okuyor mu, okumuyor mu değil derdim, yaptıklarımı bir yerde tutabilmek adına yapıyorum, Facebook, Twitter, Instagram, Google+ paylaşımları ANLIK paylaşımlar, düne kimse geri dönüp bakmıyor, ama Sitemde istedikleri anda yazılarıma ulaşan insanlar var.

O yüzden bu sefer ikinci hatayı yapmayacağım, hatta seçim yap deseler, Sitemi Facebook’a tercih ederim.

Bugün de siyasi değil de, böyle kendimce bir yazı yazayım dedim.

Hepinize çok keyifli bir hafta sonu dilerim.

Sevgiler & Saygılar