Dün 70 75 yaşlarında bir kadın ve bir erkek….

Tın tın tın bir kablumbağa hızıyla yürüyerek Ortaköy’de geziyordu…

Kadın belli ki İstanbul hanımefendisi, son derece şık giyinmiş, makyajını yapmış, etrafa gülerek bakıyor

Adam belli ki İstanbul beyefendisi, kravatını takmış, sakal tıraşını olmuş, saçlarını taramış, hem etrafına bakıyor, hem de elinden sımsıkı tuttuğu kadını kontrol ediyor…

Elleri birbirine öyle kenetlenmiş ki, her adım da birbirlerini bekliyorlar, yardımlaşıyorlar…

Benim yürüyerek 15 saniyede geçeceğim yeri, onlar 2 3 dakikada yürüdüler….

Zaman zaman durdular, denizi seyrettiler…..

Ama birbirlerinin ellerinden hiç bırakmadılar….

Baktım da…..

Gıpta etmemem mümkün değil, bugün onların yarı yaşında, üçte bir yaşında sevgililerin elleri öyle kenetlemez, o derece sevgi hissedilmez…

O saygıyı yanındakine göstermez….

Hani, eskiler farklıdır diyorlar ya, evet ben inanıyorum…

Eskiler, eski yaşanan aşklar farklıymış…

Zaten bunu musikimizden de anlamak mümkün

Hala 20 30 40 50 sene önce yazılmış aşk şarkılarını söylemiyor muyuz?

Düşünün bakalım…..

En son sanat müziğinde içinize işleyen en yeni şarkı hangisi? kim yaşamış ta, kim yazmış, kim güftelemiş, kim bestelemiş ve kim söylemiş?

Nereden sevdim o zalim kadını diyen kaç tane şarkı var, şimdi sen uzaklardasının nağmelerindeki tadı, o ağacın altını şarkılarını …

Tüketim toplumu olmanın ötesinde, tüketim toplum olduk diye kılıfı hazırlayıp bencilliğimizi önce kendimize, sonra sevgilimize ama en kötüsü toplumumuza yansıtıyoruz…

Yozlaştığımızı, dejenere olduğumuzu görüyoruz ama bir şey de yapmıyoruz…

O insanlarda gördüğüm sevgi, saygı, paylaşımı bugün görmemiz mümkün değil,

Hani hayalet avcıları filminin bir serisinde, hayaletleri öldürebilmek için toplumun sevgi yumağı olması gerekmişti ve ortak nokta olarak özgürlük heykeline sarılmışlardı…

Hani bana bir mucize yap deseler, yapmak istediğim, o anda o iki insanın sevgisinin, paylaşımının, saygısının bir şekilde tüm Türkiye’me yayılmasını arzu ederdim….

Belki doğal olanı bu diyeceksiniz, değişim diyeceksiniz, gelişim diyeceksiniz…

Ama şuna inanın….

Aşk, sevgi sözleri eden, köşelerinde bu konuya filozofça yaklaşanlar bile o dün gördüğüm iki insanın sevgisini asla yaşamamışlardır…..

Sevgilerimle ,