YAŞAM

Ehliyetimi nasıl kaptırdım … Canım Babam

995 defa okundu Yorumunuzu yazın
Günaydın Arkadaşlarıma,
 
Dün 2014 senesinde babam ile ilgili yazdığım bir yazıyı paylaşmıştım. Canım kankam yazımın üzerine ” ehliyet kaptırma ” olayı bombaydı deyince, sizler ile de paylaşayım dedim.
 
Belki Pazar gününe biraz gülümseyerek başlarsınız.
 
Sene 1997, tarih 27 Haziran, tarihi ve yılı bu kadar net anımsamamın sebebi, hayatımda alkolden dolayı BİR kere ehliyetimi kaptırdım, o da işte bugün.
 
Yurt dışından sevgili iki arkadaşımız İstanbul’a gelecek, çok da özlemişiz, hiç vakit kaybetmeyelim, onlar hava alanından direk bara gelsinler, biz de bara gidelim, orada buluşuruz diye planladık.
 
Öyle de oldu, buluştu, Ortaköy Zihni’de, yeme, içme gırla. O güne kadar da hep alkollü araba kullanmışım, ama hiç polise veya alkol kontrolüne denk gelmemişim.
 
Klasik Türk mentalitesi yani, yakalanana kadar :) Ama ben yakalanmam diye düşünüyorsun…
 
Ayrılma zamanı geldi, herkes arabasını aldı, ben de aldım ama nasıl sarhoşum, Boğaz Köprüsüne yaklaştık, müthiş bir trafik var, o zamanlar para ödüyoruz, önümdeki arabalar bir türlü gitmiyor, yavaş gidiyor falan …
 
Benim de kafa iyi ya, kornaya basıp duruyorum, yürüsene kardeşim, çabuk olsana kardeşim falan derken neden yürümediğini anladık. Para verdikten sonra hemen tüm çıkışlarda ALKOL kontrolü var.
 
Tabi beni de durdurdu Polis, alkol testi yapacağız dedi. Normalde hiç yapmam ama kafam iyi ya, ” ben ” dedim, ” İstanbul Başsavcı Yardımcısının oğluyum ” .
 
Polis baktı şöyle bir bana, anında anladı tabi sarhoş olduğumu.  ” Şöyle kenara çeker misiniz ” dedi.
 
Çektim kenara, o da bir başka polis ile konuştu, polis elinde alet ile geldi, aramızdaki konuşma şöyle ..
 
– Efendim üfler misiniz?
– Ben İstanbul Baş Savcı Yardımcısının oğluyum.
– Tamam anladık efendim ama üfler misiniz lütfen!!!
– Üfleyeyim ama babamı arayacağım…
– Tamam üfleyin, sonra ararsınız…
 
Çaresiz üfledim, kaç çıktı bilmiyorum, neyse Polis gitti, bir kaç dakika sonra geldi.
 
– Şimdi isterseniz babanızı arayabilirsiniz dedi.
 
Saat gece 02.00, normalde asla yapmayacağım şeyler, aradım babamı, tabi adamcağız panik halinde beni dinledi, sonra ..” Polis yanında mı şimdi ” dedi. ” Evet ” dedim. ” Sen polisi ver bana telefona ” dedi.
 
Ben babamın ne dediğini duymuyorum ama polisten gelen yanıtlar şöyle..
 
– Evet Başsavcım, 180 baş savcım, evet başsavcım, tamam başsavcım, iyi geceler efendim.
 
Ben doğal olarak babam ile polis konuştuktan sonra basıp gitmeyi bekliyorum.
 
Polis kapımı açtı, sonraki sohbet şöyle …
 
– İner misiniz Haluk Bey?
– Neden? Babam ile konuştunuz ya…
– Konuştuk Haluk Bey, kendisi arabasına el koyun, ehliyetini alın, cezai işlemleri yapın, bindirin bir taksiye eve gönderin dedi.
 
Ve ben paşa paşa, oradan bir taksiye bindim, evime geldim …
 
O günden sonra yani 27 Haziran 1997 senesinden bugüne kadar BİR DAHA hiç alkollüyken araba kullanmadım.
 
İlk ve Son dersimdir …
 
Canım rahmetli Babacığımı buradan sevgi ve saygıyla anıyorum ….
 
Umarım keyifli bir Pazar Hikayesi olmuştur ….
 
Herkese çok güzel bir gün dilerim.
 
Sevgiler & Saygılar
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Yazar Hakkında

Haluk İlhan

BEŞ YÜZ küsur yazı yazmışım, beni tanıyarak okuyan, hiç tanımadan okuyan bir çok arkadaşım, okuyanım olmuş. Yine katıldığım sosyal medyada Haluk İlhan olarak tanıyan, seven arkadaşlarım var.

You must be logged in to post a comment Login

Bir Cevap Yazın