Bugün haber yazmak yerine, benim de tam olarak bilmediğim ve sadece siyasi yönünü yazmaya çalıştığım bir konuyu gündeme getirmek istedim.

Öncelikle ben bir mühendisim, iktisatçı, finanscı, bankacı değilim, o yüzden okuduklarımı yanlış yorumladığım yerler varsa ve doğrusunu bilen varsa ve düzeltirse çok sevinirim.

Konum. Merkez Bankasının şu meşhur FAİZ olayı ..

Öyle ya, bir tarafta en başta Sayın Cumhurbaşkanımızın çektiği, yakınında bazı Bakanlar, AKP Başkan Yardımcıları olan bir grup, İNDİR şu FAİZLERİ diyor…

Diğer tarafta AKP Sözcücü Sayın Beşir Atalay, Ali Babacan, ve bazı Sanayiciler, İş adamları, MERKEZ Bankası gayet doğru kararlar alıyor diyor.

Biz ise bu orta oyununu SİYASİ yönden izliyoruz.

Dediğim gibi, benim gibi bir çok bu işi çok iyi bilmeyen kişi de kimi zaman tamamen siyasi fikirlerle ya doğru buluyor, ya yanlış buluyor. Ama bu kararlarımızda EKONOMİ ve İKTİSAT bilgimiz ne derecede önemli oluyor bilmiyorum.

Ben de bugün şu FAİZ olayını biraz okuyayım, anlamaya çalışayım, biraz da size özetleyeyim dedim.

****
Merkez Bankası her şeyden önce BAĞIMSIZ bir kuruluş. para politikalarında kimseye hesap vermek zorunda değil, o yüzden de o konuma bu işi gerçekten kıvıracak bilgi ve deneyimi olan birisini getirmek zorundasınız. O birisi de, bu işi bilen bir sürü iyi bileni topluyor ve kararlar alıyorlar.

Yani tek işleri var, o da PARA.

Merkez bankaları, para politikalarına bağlı olarak ” faiz oranını ” piyasalara müdahale etmek amacı ile sık kullanıyor. Hani haberlerde duyuyorsunuz ya, Merkez Bankası bugün müdahale etti, etmedi diye.

Peki bunu neye göre yapıyor, ellerindeki ekonomik verilere göre yapıyorlar., o anda Ülke ekonomisine göre bu ekip toplanıyor ve bu oranı ” yükseltmeyi ” ve ” düşürmeyi ” tercih edebiliyor.

Bu ekonomik verilerde iki KAVRAM çok önemli, birisi ENFLASYON, ikincisi ise DEFLASYON.

Enflasyon ne demek biliyoruz, fiyatların sürekli artışı demek.Yani elimizdeki para aynı kalır, alacağımız şeylerin fiyatı artar, bizim satın alma gücümüz düşer, yani kısaca paramızın satın alma gücü, yani değeri düşer.

Enflasyon öyle bir bela ki, çok yüksek olması da dert, çok düşük olması da, Yüksekse paranın değeri düşer, düşükse de kimse alış veriş yapmıyor demek olduğundan bu da ekonomi de durgunluk anlamına geliyor. Yani mallar üretilir, vitrinlere konur, kimse almaz..

Deflasyon ise Enflasyonun tersidir, yani biraz düşük enflasyona benzer, ortada hiç talep yoktur, kimse para harcamaz veya kimsenin harcayacak parası olmaz. Doğal olarak tüketimin çok düşmesi ekonomide durgunluğun ortaya çıkmasına neden olur.

Deflasyonun en büyük belası ise İŞSİZLİK olur, çünkü mallar tüketilmedikçe fabrikalar yavaş yavaş kapanır, insanlar işsiz kalır.

Bu iki belanın yanında Merkez Bankası ayrıca piyasadaki parayı takip eder. Ekonominin kuralı şudur ” Piyasada bir varlığın, ürünün miktarı ne kadar çok ise fiyatı da bir o kadar düşüktür. ” Merkez Bankası TÜRK LİRASINI yabancı paralar karşısında korumak durumundadır.

Şimdi bunlara baktıktan sonra Merkez Bankası ülkedeki enflasyon, deflasyon ve para miktarlarına bakarak ekonomide dolaşan para için bir FAİZ oranı belirler. Mesela der ki, Merkez Bankasının faizi %10.

Şimdi kopan fırtına bu rakam üzerinden yapılıyor. Cumhurbaşkanı indir şunu %3 5 e diyor, Merkez Bankası indirmiyor.

Çünkü …

Eğer ülkede ekonomik bir durgunluk varsa, Merkez Bankası faiz oranını düşürerek, ülkedeki ekonomik aktörlerin paraya daha ucuza ve daha fazla miktarda ulaşabilmelerini sağlamaya çalışır. Yani, kardeşim paramız çok, buyurun ben size borç para vereyim, iş yapın, daha fazla üretin, halkın almasını sağlayın, bankalara döner, kredi verin, benden para alın, faiz nasılsa düşük, ona göre ödeyin der.

Karşılığında da düşük faizle ödeme yaparsınız. Yabancılar gelin, yatırım yapın, size destek olalım, işsizliği düşürelim, fabrikalar açın der.

Çünkü, bu şekilde büyüme sağlanır.

İşte Cumhurbaşkanının ısrarla istediği ortam bu, siz bu faizleri yüksek tutarsanız kimse gelmeyecek, yatırım yapmayacak, büyüyemeyeceğiz demesi bu.

Baktığınızda çokta mantıksız değil değil mi? Yani faizin düşmesi aslında bu açıdan bakınca çok mantıklı, yatırımların artması, işsizliğin düşmesi.

Ama kazın ayağı öyle değil tabi, çünkü cümlenin başındaki EĞER çok önemli, EĞER ülkede ekonomik durgunluk varsa …

Eğer ülkedeki sorunun yüksek enflasyondan kaynaklıysa – ki Merkez bankası buna inanıyor, o yüzden düşürün Enflasyonu, faizleri istediğiniz noktaya çekelim demeleri bu yüzden – .

Bu durumda Merkez Bankası, faiz oranını yüksek tutarak, parayı kullanmayı zorlaştırmak ister, çünkü para maliyettir, bu maliyetler karşılanmalıdır, bir gün gelir, bankalara veya yatırımcılar aldıkları paranın maliyetini ödeyemezlerse ÜLKE BATAR – Bakınız Yunanistan – .

Peki Faizi indirmeyince veya yüksek tutunca ne olur?

Yabancı yatırımcı gelmez, çünkü paradan para kazanamaz, bankalar öyle herkese kredi veremez, insanlar ellerindeki parayı daha dikkatli kullanmaya başlarlar, bu da paranın değerinin artmasını sağlar.

Paranın değerinin artması demek enflasyonun düşmesi demektir. Ancak önemli bir riski de işsizliğin artması demektir, çünkü yatırımcılar harcadıkları parayı kontrol edip, gereksiz masrafları kısarlar, işten çıkarmalar olur.

Yani PARAYI saçar savurursanız, yani FAİZİ düşük tutarsanız, ekonomi batabilir, ülke batabilir, faizi yüksek tutarsanız da, ekonominiz ayakta kalır ama işsizlik artar.

Özetle, gördüğünüz gibi Merkez Bankasının işi hiç kolay değil.

Merkez Bankası aslında ekonomik tedbirler almaz, bu HÜKÜMETİN işidir. O yüzden Merkez Bankası diyor ki, benim işim PARAYI kontrol etmek, Hükümetin işi de enflasyonu düşürmek, siz enflasyonu düşürün, ben de faizleri indireyim.

Hükümet değil de Sayın Cumhurbaşkanı da diyor ki, kardeşim ben enflasyonla senin yüzünden uğraşıyorum, sen faizleri düşür, sonra ben enflasyonu düşüreyim.

Hani tam tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar örneği..

Ama burada önemli olan şey şu, birisi yani Sayın Cumhurbaşkanımız ülkeyi PARAYA boğmak istiyor, hem de tam seçim üzeri, yani DÜNYA örneklerine bakarsanız, bu şekilde davranan hükümetler hep batmış, enflasyonun sıkıntılarını bu ülke zamanında çok çekti, IMF kapılarında az dolaşmadık.

Ekonomistler ise Merkez bankası gibi düşünüyor, sıkı para politikası ile düzlüğe çıkacağına inanıyorlar ..

Bakalım göreceğiz ne olacak…. Cumhurbaşkanımız dönünce ne diyecek bu duruma, bir de şu AKP’nin ” Merkez Bankamız harika çalışıyor, çok başarılı ” demesine bir sözü olacak mı :)))

Umarım bir nebze faydam olmuştur konuyu anlamanıza, bilen ise çok amatörce bulmuştur ama olsun, bir mühendisten ancak bu kadar bir ekonomi yazısı çıkar smile emoticon

NOT : Bu yazımdaki bilgileri birçok yerden aldım ama özellikle Forex’ten Sermet Doğan’ın analizini baz aldım, tanımıyorum kendisini ama kendisine de teşekkür ederim.

Herkese çok keyifli bir gün dilerim.

Sevgiler & Saygılar