Bir çok yazımda kendimce kadın-erkek ilişkilerine değinmişim, yorumlar yapmışım.

Yazı yazmaya daha önce de belirttiğim gibi 40 yaşımdan sonra başladım, aktif olarak son 6 7 senedir yazmaya çalışıyorum. 6 7 yıl önce yazdığım yazıları ara sıra geri dönüp okuyorum, hani o günden bugüne benim görüşlerimde veya yaşanılan olaylarda farklılıklar var mı? Ben değişiyor muyum, yaşayan insanlar değişiyor mu? Yaşanılanlar değişiyor mu?

Tabi bunun bir değerlendirme. ölçme, değişimi somut gösterebilecek bir kriteri yok. Bunu ancak ben kendi gözlemlerimle, değerlendirmemle anlayabilirim.

Gördüğüm, ne kadın, ne erkek değişmiyor. 7 sene önce 13 14 yaşında olan kızlarımız, erkeklerimiz bugün 20 21 yaşında delikanlılar, 30+ lar, 40’lara, 40+ olanlar 50’ye yaklaşmış. Çevremde o zaman yalnız olan hala yalnız, aşk arayan hala arıyor, en azından yakın çevreme, dostlarıma baktığımda boşanma veya ayrılma oranının sevgili olma veya evlenme oranına büyük fark attığını görüyorum.

Değişmeyen tek şey değişim fikrini kabul etmekle birlikte bu neden değişmiyor? Bir çok olay yaşıyoruz, olgunlaşıyoruz, tecrübelerimizi arttırıyoruz, hatalar yapıyoruz ama değişmiyoruz.Değişime inandığımız halde bu değişimi kendimizden ziyade etrafımızdan bekliyoruz. Kendi doğrularımıza hala çok bağlıyız.

Bunu doğru veya yanlış olarak değerlendirmiyorum, sadeceson 7 senede değişim açısından artıya giden bir şey görmediğimi belirtmek istiyorum. Belki bu da doğal, çünkü değişim inançla başlar, bu değişimin gerekli olduğuna inanmakla başlar. Gerekli olduğuna inanmadığınız sürece 7 sene değil, 70 sene de geçse değişmiyoruz demek ki.

İlişkilerimizin bitmesi de artık eskisi kadar korkunç gelmiyor, her geçen gün yaşadığı hayattan mutsuz olduğunu düşünen kişilerin sayısı artıyor. Kimi bunun için adımlar atıyor, kimi atmak için zamanı kolluyor, kimi de istese de bu adımı atamayacağı için mutsuz yaşamına devam ediyor.

Bu mutsuz yaşamların yanında kuşkusuz keyifli, mutlu, huzurlu birliktelikler, evlilikler yaşayan insanlar da var. Birbirlerine saygılı, sevgi dolu yaşamlar da var. olumsuz ve karamsar bir tablo çizmek değil amacım, sadece kendimce bir mukayese yaptığımda çok bir gelişme görmediğimi anlatmak istedim.

Türkiye’de ne olumlu gidiyor ki ilişkiler olumlu yönde gitsin diye de düşünebilirsiniz, haksız bir düşünce olmaz.Siyasetin, Terörün, Ekonominin, Sporun, Uluslararası olayların, İç şavaşların bu kadar etken olduğu ve hayatı direk etkilediği bir ortamda insanlar arası iletişimin o kadar kolay olmayacağı aşikar.

Yine de bütün bu olumsuzluklara rağmen değişime inancımı kaybetmedim, değişimler sancılıdır, değişimlerin maliyeti vardır, belki de şimdi bu sancıları çekiyoruz, önemli olan insanlığımızı kaybetmeden, saygılı bir toplumda, sevgimizle yaşayabilmek, bunu beceren bir çok insan var, bu insanların artması dileğimle …

Sevgilerimle,