Omis, Split’ten Dubrovnik’e doğru yaklaşık 25 km sonra olan küçük bir sahil kasabası. Brac adasına turların çoğu buradan yapılıyor. Bunun yanında denizi çok güzel olduğu için turistlerin ilgisini çektiği kadar, Split gibi ana şehirlerden buraya gelen Hırvatlar da var.

Ancak Omis’in ilgi çeken bir başka yönü, bizim Ağva’daki Yeşilçay gibi bir nehiri ( Cetina nehiri ), bu nehir üzerinde yapılan tekne gezileri, nehirin sonunda rafting ve nehirin oluştuğu kanyondaki yüksek kayalara tırmanış yapan dağcılar için bölümler var.

Anlayacağınız Omis turistik olarak bir çok amaca hizmet ediyor. Biz Cetina nehridnde rafting yapmayı planlamıştık ama sonradan vazgeçtik, nehirdeki tekne turunu aldık. Sabah çıktığımız tekne turu yaklaşık 2 saat sürdü. Aslında fotoğraflardan anladığımız kadarıyla Omis’te akşamları tekneler korsan teknesi kılığına dönüp, garsonlar da korsanlar haline gelip size özel bir yemek veriyorlar. Biz akşamına kalamadığımız için bunu yaşayamadık.

Cetina nehri oldukça uzun bir nehir. Turlar bunu 45 dk gidiş, 45 dakika dönüş, yaklaşık 45 dakikada gezi olarak organize etmişler. Yiner Krka parkında olduğu gibi, burada da yeşilin ve suyun birleşimindeki keyfi alıyorsunuz. Doğa mükemmel, sessiz ve tertemiz. Oksijen depolamak için gezilecek birebir yerlerden birisi.

Bu nehir üzerinde ve ormanda da binlerce farklı hayvan ve bitki örtüsünün yaşadığına dikkat çekiyorlar.

Turun maliyeti adam başı 70 kuna. Bu sadece gidiş-geliş için. Tekne daha sonra bir yerleşim birimine yanaşıyor, burada 200 metrelik bir yürüme mesafesinden sonranehire girebiliyorsunuz. Ben ve Pınar nehire girdik. Su tertemiz ama bir o kadar da soğuk. yazın en sıcak gününde bile nehirin burada sıcaklığı 18 19 dereceyi geçmezmiş. Her nedense ben de, Pınar da nehrin suyunu çok sevdik, belki o anki ruh halimizden, belki de bulunduğumuz ortamın bizlere verdiği pozitif enerjiden, o su bize çok iyi geldi.

Yine size biraz Cetina nehrinden bahsedeyim, bu nehirin uzunluğu 105 km ve Adriyatik denizine yani bizim tekneye bindiğimiz yere boşalıyor. Aslında dağlardan gelen bu nehirin rakımı 385 metre. Yani 105 km lik bir nehirin, 385 metreden sıfıra düştüğü bir doğadan bahsediyoruz. Üst bölümlerinde rafting yaptırılıyor. Rafting yaklaşık 4 saat sürüyormuş.

Yine dediğim gibi bir çok noktasında dağcılıkyapılıyor. Bizim tekneye bindiğimiz yerden 500 metre sonra yol kenarsından dağa tırmanmaya çalışanları gördük, fotoğraf minik ama biraz dikkat ederseniz, tekneden çektiğim bu fotoğrafta da 3 tane dağcının tırmandığını görebilirsiniz. Ne kadar güvenli bilemeyeceğim ama tekneyi kullanan adamdan öğrendiğimiz kadarıyla içeri yerlerde bu tarz kaylıklarda çok fazla daha dağcı olurmuş.

Ağva dedik, Yeşilçay dedik ama maalesef Yeşilçay’ı ne hale getirdiğimizi biliyoruz. Her tarafını pansyon, oteller ile doldurduk, suyu kirlettik, artık çayda değil, çamurda geziyoruz, suyun rengi bile artık kahverengi. Cetina nehrinin kenarlarında ise bir kaç tane yerleşim yerinden başka hiç bir şey görmedik. İnsan ister istemez çok üzülüyor. Benzer hatta çok daha güzeli bizde varken, biz harap etmişiz. Onlar ise korumuşlar ve işin acı tarafı, bu ülke daha 15 sene önce bombalardan dağılmış bir ülkeydi.

Sevgilerimle,