Tarih 16 Temmuz 2008. Yani bundan yaklaşık 7 yıl önce.

Sözde kanıtlar ile ERGENEKON davası için yüzlerce asker, emekli asker içeri alınmış, hapse tıkılmıştır, sonrasında devam edecektir…

16 Temmuz 2008 tarihinde o zamanın Başbakanı, bugünkü Cumhurbaşkanı AKP gurup toplantısında konuşmasını yapmak için kürsüye çıkar ve der ki;

” ‘Savcı millet adına vardır, biz de millet adına hakkı aramanın gayreti içindeyiz. Bu anlamda savcılık ise evet savcıyım. Ülkemizin güven ve istikrarını değil sadece belli bir zümrenin siyasi menfaatini düşünerek hareket edenler, maskeleriyle birlikte deşifre oluyor. ”

Sonrasında ise bütün meydanlarda, televizyonlarda bu olayı anlatmıştır. Sonrası malum BALYOZ davası ve gelişmeler.

Dün 19 Mart 2015.

Yani ” Ben bu davanın savcısıyım ” dediği tarihten yaklaşık 7 yıl sonra.

O sözleri söyleyen dönemin Başbakanı, bugün Cumhurbaşkanımız HARP AKADEMİLERİ KOMUTANLIĞINDA konuşma yapıyor ve diyor ki ..

” Bu operasyonlarda şahsım başta olmak üzere, tüm ÜLKE yanlış yönlendirildi, ALDATILDI. Tereddütlerimi, itirazlarımı o dönemde bu işin sorumlularına ifade ettim, hatta KAMUOYU önünde dile getirdim. Ama o zaman önümüze konan, ANCAK çoğunun sahte ve çarpıtılmış olduğu daha sonra ortaya çıkan belgeler karşısında, HUKUKA saygı gereği, yapacak bir şeyimiz kalmadı. ”

Düşünebiliyor musunuz arkadaşlarım, NE KADAR ACI bir tablo ve bir İTİRAF ve doğru olmayan bir söylem, Kamuoyunda yaşananlar hepimizin aklında, o mitingler, yandaş medyada yapılan söyleşiler…

Yüzlerce askeri içeri tıkacaksın, rütbelerini mahvedeceksin, kariyerlerini mahvedeceksin, emekli olanları ölüme göndereceksin, yıllarca ailelerinden, çocuklarından ayıracaksın, 2 3 metre kare hücrelerde 4 5 sene hapis yatıracaksın, üstüne üstlük ” Bu davanın savcısı benim ” diyeceksin…

Sonra kalkıp ” Aldatıldık, hukuka saygı için ses çıkarmadık ” diyeceksin, ve bunu o askerlerin yetiştirdiği askerlerin önünde çıkıp söyleyeceksin.

Şimdi sormazlar mı insana, o hapiste ölen, çürüyen, kariyerleri mahvolan insanların suçu neydi? Nasıl geri getireceksin o insanların şerefini, kariyerini, yıllarca hapiste yatıkları zamanlarını?

Hapiste ölen ALBAY Murat Özenalp’ın ailesinin gözlerinin içine nasıl bakacaksın?

Bu kadar BASİT ve KOLAY mı sadece ” Aldatıldık ” demek yetti mi? Şimdi herkes rahatladı mı?

Bu ülkenin en GÜÇLÜ Kişisi, Başbakanı aldatılırken, her şeyi BİZ BİLİRİZ diye Savcı rolünü üstlenmişken, şimdi bir PARDON demekle her şey yoluna mı girdi?

Orada bulunan genç askerlerin ne düşündüğünü acaba hiç merak ettiniz mi? Komutanları hapislerde çürürken, onların ne düşündüğünü hiç sordunuz mu?

ASKER bile ASKERİNE sahip çıkmadı, hukuka saygıymış ….

DÜN bence tarihe geçen bir itiraftı ama tarih bunun sadece bir KONUŞMA olarak yazmayacak, ben bundan eminim, bir gün gelecek, bu konuşmanız Sayın Cumhurbaşkanım, size sorulacak.

Ne zaman mı?

Bilmiyorum, BİR GÜN, çünkü dün belki de şimdiye kadar yaptığınız en DOĞRU konuşmayı yaptınız, ALDATILDINIZ hem de sizin yıllarca yan yana birlikte ilerlediğiniz insanlar tarafından hiç bir suçu olmayan yüzlerce ASKERİ, gazeteceyi, akademisyeni, profesörü senelerce içeri tıkarak.

O insanların ahları, yaşayamadıkları bir gün sizi rahatsız edecek, dünkü gibi çıkıp ” Pardon ben de aldatıldım, ne yapabilirdim HUKUKA saygılıydım ” diyeceksiniz…

Bugün dediniz de, o bir gün, bugün gibi olmayacak….

VE …

Sayın Albayım Murat Özenalp, başta sen olmak üzere, yıllarını caldığımız, ailelerinden ayırdığımız komutanlar, askerler, gazeteciler, hocalar…

BİZİ affedin diyeceğim ama AFFETMEYİN…

Sizleri bizler öldürdük, bizler çaldık o yıllarınızı, sizleri bu ülke insanlarının seçimleri ve siyasal tercihleri öldürdü, yıllarınızı yok etti.

Kurandan ayet salladılar, ayakkabı kutularında milyon dolarları götürdüler, evlerinde kasalar, paralar bulundu, rüşvetler verildi, Rezaların önlerine bakanlar yattı, saatler kollara takıldı, kupon araziler hazırlandı, babacım kalan milyon euroları ne yapalım dendi, tapeler yayınlandı, ona dokunmak ibadet sayıldı, ona peygamber dediler, hatta tanrı yakıştırması yaptılar, kadınlarımızdan çocuklarımıza yaşamadığımız sıkıntı, dert kalmadı..

Sonra çıkıp yolsuzluk hırsızlık değildir diye, anne bile giyse diz üstü tahriktir diye, 9 yaşında kız çocuğu tamamdır, evlenebilir diye, hamile kadın sokağa çıkmasın diye fetvalar verdiler, güya sözde DİN adamları çıktı konuştu…

Yandaş Medyada çıktılar bütün emekli askerlerimizi aşağıladılar, o Nagehan Alçılar, Metin Metienerler, Abdülkadir Selviler, Akif Bekiler, Yiğit Bulutlar, Rasim Ozanlar … daha niceleri askerlerimizi vatan haini ilan ettiler..

Millet bölündü, %50’yi evde zor tutuyoruz dendi, yüzlerce işçimiz öldü ölüyor FITRAT dendi, kadınlarımız her gün 3 5 öldürülüyor, sokağa çıkmasınlar dendi, kadın – erkek eşit değildir dendi, kadın erkeğe emanettir dendi, çalışan kadın fuhuşa teşvik eder dendi….

Türkiye Cumhuriyetini kuran Atatürk’ü yok saymak için her şeyi yaptılar ve hala yapıyorlar, Cumhuriyeti yok etmek için ellerinden geleni yaptılar ve hala yapıyorlar, Osmanlıca yı, Osmanlıyı geri getirmek için her şeyi yaptılar ve hala yapıyorlar..

Ama hala, hem de hız kesmeden hala…

Bu HALKIN %40 gibi bir bölümü onları İKTİDAR yapıyor ama geri kalan %60 çoğunluk olup onların bu iktidarını bile yenemiyorsa …

Ve biz hala hiç bir şey yapamayıp, böyle olup biteni seyrediyorsak..

Ve daha da hazin tarafı, söylemesek te 2015 seçimlerinde içimizde ya 400 Milletvekili ile iktidara gelirlerse korkusu yaşıyorsak…

Evet..

Sizleri biz öldürdük, mahvettik, bizi AFFETMEYİN,

Çünkü affedilecek bir yanımız kalmadı.
Çünkü, bu ülke sizi ve sizler gibi ve Vatanseverleri hak etmiyordur.
Çünkü, her ülke layık olduğu şekilde yönetilir, demek ki bizim halkımız böyle istiyor.

Sayın Albayım Nurlar içinde yat…

Biz ise belki bir avuç ÇARESİZ, kendi kendimize yaşamaya devam edelim.

Sevgiler & Saygılar