Çingene size neyi çağrıştırıyor?

Eminim bir çoğumuza göçebe gibi yaşayan, fakir, kirli, çeşitli, para kazanmak için her şeyi yapabilecek insanları çağrıştırıyor.

Eskiden belki biraz daha fazla çağrıştırıyordu, şimdi ortalıkta artık eskisi kadar Çingene kalmadı.

Bizim nesil Çingene dese de, artık Türkiye’de çingenelerin bir çoğu Roman olarak adlandırılıyor, hatta önümüzdeki seçimlerde Roman adaylar bile var.

Ben de merak ettim, kim bu Çingeneler, nereden gelmişler, nasıl gelmişler, öyle ya sadece Türkiye’de değil, Dünyanın her yerinde varlar.

Çingeneler, aslen kuzey Hindistan kökenli olup günümüzde ağırlıklı olarak Avrupa’da yaşayan göçebe bir halk. Özellikle Hindistan, Pakistan, Afganistan havzasından  taa 1050 li yıllarda Avrupa’ya göç ediyorlar ve buralara yerleşiyorlar. Aslında bir çok defalar sürgün edilseler de, bir yolunu bulup geri dönüyorlar.

Neden böyle bir göçe zorlanmışlar, tarih henüz bunun tam bir yanıtını verememiş, eldeki bilgilere göre farklı nedenleri var, kimi savaşlara bağlıyor, kimi köleliğe isyan etmelerine.

Bir de üzerlerinde bir lanet olduğuna inanılıyormuş, o da İsa’nın çarmıha gerildiğinde el ve ayaklarına çakılan çivileri Çingenelerin yaptığı ve bu yüzden lanetlenip, kovularak, hiç bir yerde kalıcı olmamaları da söylentiler arasında.

Her ne olursa olsun Çingeneler çok renkli bir topluluk. Türkiye’de çok fazla Çingene veya Roman diyelim artık, Roman var. Ağırlıkla Adana, Tekirdağ, Düzce, İzmir ve tabi İstanbul.

Bu kadar çok istenmemelerinin ana nedeni, Romanlar her ne olursa olsun, gelenek ve göreneklerine çok bağlı yaşıyorlar, yani onları kolaylıkla değiştiremiyorsunuz. Eskiden daha çok göçebe hayatı yaşarlarken, artık daha kalıcılar, daha fazla birlikteler.

Şu anda Dünyada toplam nüfusları bilinmiyor, özellikle 2. Dünya Savaşında Nazilerin Yahudilerin yanında Çingeleri de hedef aldığı ve yaklaşık 800.000 çingene öldürdüğü tahmin edildiği için bir çok çingene kendini, milliyetini saklamış durumda yaşamış.

İlk defa 1971 yılında Çingeneler için Londra’da bir toplantı düzenlenmiş ve tüm Dünyadan Çingeneler bir araya gelerek seslerini duyurmaya başlamışlar, 1990 senesinde de 8 Nisan’ı Dünya Roman Günü ilan etmişler. O günden beri 8 Nisan’lar Dünya Roman günü olarak kutlanıyor.

Roman kadınlarının çoğu falcılık, bohçacılık işleri yapıyor, biz de ise bir çoğu aynı zamanda dileniyor. Ama aslında tam bir müzik aşığı onlar, kadınları da erkekleri de müzik ve dans tutkunu. Bu yüzden  de müzikte çok başarılı olanlar da var, özellikle İspanya’da çok meşhur Roman gitaristler ve flemanko yapan Romanlar bulunuyor.

Çingeneler bir şekilde çingenece konuşuyorlarmış ama yazılı bir dil olmadığı için kendi lisanlarında herhangi bir eserleri yokmuş.

Çingeneler ile ilgili bir yazı yazıp Emir Kusturica’nin 1988 senesinde yaptığı ve müziklerini daha sonra her yıl İstanbul’da görmeye başladığımız Goran Bregoviç’in yaptığı ” Çingeneler Zamanı “ filminden bahsetmeden olmaz değil mi 🙂 Film, psişik güçlere de sahip olan Perhan adında bir Çingene’nin, genç yaşta Yugoslavya’nın küçük bir köyünden çıkıp Milano’da bir suç şebekesine dahil oluşunu, Azra ile yaşadığı aşk ve kız kardeşi Danira’ya uzun süre sonra tekrar kavuşmak için gösterdiği çabalar etrafında anlatır. Film Cannes film festivalinde sanat çevrelerinde büyük bir sansasyon uyandırmış ve eleştirmenlerden çok yüksek bir not almış.

Ben hep merak ederdim, neyse en azından kendi merakımı gidermiş oldum, umarım sizin içinde bir genel kültür olmuştur 🙂

Sevgilerimle,

350 24558_367014327543_347939142543_3674790_6295587_n 937201_detay

phpThumb_generated_thumbnail romanlarin-ev-sevinci-2 zigane_580