Hayallerimizi hep kısıtlarız, zaten normal yaşamda yaşayamadığımız şeyleri hayallerimizde bile kısıtlı bir şekilde kullanırız. Bunu ben demiyorum, bilim adamları diyor.

Zaten HAYAL GÜCÜ yüksek ve sınırsız olanların becerdikleri şeyleri hepimiz görüyoruz. Mesela öyle filmler çekiyorlar ki şaşırıyoruz bazen, sonuçta o filmleri yazan birileri var.

GEZİ olayları sırasında hepimiz şaşırdık değil mi gençlerin o hayal gücüne, espri yeteneğine, yaratıcılıklarına.

Bakın çok güzel bir DENEY var Hayal gücü ile..

Eminim okuyunca beğeneceksiniz.

Bilim adamları pirelerin farklı yükseklikte zıplayabildiklerini görürler.

Birkaçını toplayıp 30 cm yüksekliğindeki bir cam fanusun içine koyarlar.

Metal zemin ısıtılır. Sıcaktan rahatsız olan pireler zıplayarak kaçmaya çalışırlar ama başlarını tavandaki cama çarparak düşerler.

Zemin de sıcak olduğu için tekrar zıplarlar, tekrar başlarını cama vururlar.

Pireler camın ne olduğunu bilmediklerinden, kendilerini neyin engellediğini anlamakta zorluk çekerler.

Defalarca kafalarını cama vuran pireler sonunda o zeminde 30 santimden fazla zıpla(ya)mamayı öğrenirler. Artık hepsinin 30 cm zıpladığı görülünce deneyin ikinci aşamasına geçilir ve tavandaki cam kaldırılır. Zemin tekrar ısıtılır. Tüm pireler eşit yükseklikte, 30 cm zıplarlar!

Üzerlerinde cam engeli yoktur, daha yükseğe zıplama olanakları vardır ama buna hiç cesaret edemezler.

Kafalarını cama vura vura öğrendikleri bu sınırlayıcı “hayat dersi” ne sadık halde yaşarlar. Pirelerin isterlerse kaçma olanakları vardır ama kaçamazlar.

Çünkü engel artık zihinlerindedir. Onları sınırlayan dış engel (cam) kalkmıştır ama kafalarındaki iç engel (burada 30cm’den fazla zıplanamaz inancı) varlığını sürdürmektedir.

Bu deney canlıların neyi başaramayacaklarını nasıl öğrendiklerini göstermektedir.

Bu pirelerin yaşadıklarına “cam tavan sendromu” denir. Bir insanın gelebileceğine inandığı en üst nokta, onun cam tavanıdır.

Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir.