Aslında belki Bahreyn’de seyahat notu yazacak kadar çok kalmadım ama yine de 2 günde işimden arta kalan zamanlarda gördüklerimi yazmak istedim.

Öncelikle Bahreyn hakkında biraz bilgi vereyim, sonra yaşam ve pratik bilgilere geçerim.

Biliyorsunuz Bahreyn Basra Körfezi’nde yer alan bir ada. Resmi adı Bahreyn Krallığı. 1986 yılına kadar karayla bir bağlantısı yok, 1986 yılında Suudi Arabistan ile 25 km lik bir köprü ile bağlantısı yapılmış.

Aslında ada diyorum ama 33 adadan oluşan bir ada. Başkenti Manama.

Bahreyn’in kelime anlamı “ İki denizin arasında “ demekmiş, Arapça bir kelime.

O bölgede yer alan ülkelere daha önce gittiğim için Bahreyn’i merak ediyordum, Suudi Arabistan gibi mi, Birleşik Arap Emirlikleri gibi mi diye. Bu sorumun yanıtı olarak Dubai ve Abu Dhabi’ye hatta oralardan daha iyi bulduğumu söylemeliyim.

Çünkü Bahreyn, müthiş hızla gelişen bir ülke.

1500 lü yıllarda Portekiz ile başlamış tarihi, sonra Osmanlılar ele geçirmiş, sonra yine Poretkiz, sonra İran , Suudi Arabistan, Birleşik Krallık derken 1971 yılında bugünkü Bahreyn Krallığı kurulmuş.

Monarşi ile idare ediliyor, yani hem Kral ve sülalesi başta, hem de Başbakanları ve Bakanları var.

Nüfusu 1.5 Milyon, oldukça zengin bir ülke.

ABD ile arasında çok ciddi bir Ticaret Anlaşması var, zaten fotoğraflardan göreceğiniz gibi bir Amerika, Avrupa şehrinden farkı yok başkent Manama’nın.

Onun da ötesinde Bahreyn, Dünyanın en özgür ülke sıralamasında Orta Doğu’da birinci, dünyada onuncu. Suç oranı neredeyse sıfıra yakın.

Yaşayan halkın yarısı Bahreyn halkı, geri kalan %50 yabancı, özellikle Filipin, Malezya, Endonezya’dan çok çalışan var.

Bahreyn’de yaşayan kadınların %85’i çalışmıyor ama buna rağmen okuma yazma oranı %99 lar seviyesinde. Kadınlar çok serbest, isteyen istediğini giyiyor ama tabii hani sokakta mini etekli kızlar pek yok, rahat ama saygılı giyiniyorlar. Yabancılar da herhangi bir kısıtlama yok.

İngilizce bilmeyen yok, zaten ana dil İngilizce gibi neredeyse.

Parası çok kıymetli, 1 Bahreyn Dinarı 2,5 Euro civarında, yani 15 TL civarında.

Yemek sorunu asla yaşamayacağınız bir yer. Bütün Fastfoodcular, Kahveciler, Sandwichciler mevcut. İtalyan, Fransız, Arjantin restoranları var, tabii Hindistan ve Tayland mutfaklarını da eklemek lazım.

Hava çok sıcak olmasına rağmen ada olması nedeniyle dayanılmaz değil, mesela Kasım ayında 28 derece ama oldukça rüzgarlı bir hava vardı, terlemiyorsunuz.

Turizm açısından her sene turist sayısını katlayarak giden bir durumdalar. Adanın birçok bölgesinden denize girilebiliyor.

Bunun yanında biliyorsunuz Formula’nın vazgeçilmez yerlerinden birisi, bu ada onlara büyük turist getiriyor.

Alkol otellerde serbest, barları gece kulüpleri var, Dubai’den farkı yok bu konuda, tabii ki barlar ve gece kulüpleri Filipinli kadınlar ile dolu.

Bahreyn’e giderseniz mutlaka araba kiralayın derim, çünkü hem ucuz hem her yere kolaylıkla gidebilirsiniz. Şehir içi ulaşımı için otobüs dışında sadece taksiler var, pahalı değiller ama gezerken arabanız olursa daha ekonomik olur. Ayrıca trafik sorunu sadece belli saatlerde var, onun dışında dört beş şeritli yollar gayet açık.

Ben çok sevdim Bahreyn’i. İnsanları çok güler yüzlü, oldukça emniyetli, güvenli bir yer. Çok büyük Alış Veriş Merkezleri var, aklınıza gelebilecek bütün markalar mevcut. Dubai kadar değil ama ona yakın fiyatlar.

Keyifle okumanız dileğimle Bahreyn hakkında vereceğim bilgiler bu kadar.

Sevgilerimle,