Bir kez daha aynı konuda yazıyorum, bir önceki yazımı 3 sene önce yazmışım, 3 sene içinde değişen ne olmuş, hiç bir şey, hatta bir çok şey daha da kötüye gitmiş.

Konu yine BOŞANMA.

Evlenirken kılı kırk yararak, yaptığımız seçimi ne kadar doğru yaptığımızdan emin olarak evlilik kararını alıyoruz, ama boşanmamız maalesef beş dakikada bitiyor. Ölünceye kadar birlikteyiz diye çıktığımız yollardan bir süre sonra aman gözüme gözükmesin, yüzünü şeytan görsün sözleriyle ayrılıyoruz.

Evliliği bırakın, birlikteliğinizi bile zor götürebildiğiniz bugünün dünyasında kolay ve çabuk alınan kararların mı etkisi var bu boşanmalarda bilemiyorum.

Ancak dikkatimi çeken şey, boşanmalarda yaş oranının gitgide daha aşağı gitmesi, eskiden hani kırkına gelen erkek bir bunalıma girer, otuzbeşini geçen kadın bir arayışa girer gibi kavramlar vardı ve boşanmaların yaş oranına baktığınızda genç boşanmalar pek olmazdı.

Şimdiye bakınca bir kaç senelik evliliklerin bile sallanmaya başladığını görüyorsunuz. Bunu anlamak gerçekten çok kolay değil, çok mu geçimsiz olduk, çok mu sabırsız olduk yoksa çok çabuk mu sıkılıyoruz?

Nedeni her neyse, boşanma oranlarında ki artış gerçekten çok korkutucu. Kim haklı kim haksızı tartışmak anlamsız, en iyi ve en doğru kararı sonuçta yaşayanlar veriyor.

Tabi evlilikleri senelerce devam eden veya sorunsuz yaşayan çiftler yok mu, var ama genele baktığınızda devam eden evliliklerin içinde de mutsuzluklar, arayışlar var. Kimi alışkanlığından, kimi çaresizliğinden, kimi çocuk veya çocukları yüzünden bu mutsuz yaşamı yaşamaya devam ediyorlar.

Özetle, genele baktığımda karamsar bir bakış açısı olsa bile birlikteliklerimizde daha zoırlu ve sorunlu bir yaşam içinde olduğumuzu düşünüyorum. Evlilik kararını almakta çok zorlandığımızı ama karar alınan ve başlatılan yaşamlarda da sıkıntıların olduğunu görüyorum.

Çare ne peki? Tamam evlilik kararı zor, sıkıntılı yaşamlar ama çare ne? Çare evlenmemek değil tabi.

Bence en önemlisi, evlenmeden önce ve evlendikten sonra SORUNLARI PAYLAŞMAK ve OLDUĞUN GİBİ GÖRÜNMEK. Öncelikle kendimizi beğendirmek için gösterdiğimiz özverileri, beğenildikten ve beğendikten sonra unutuyor veya bırakıyoruz, Göründüğümüz gibi olmamanın sıkıntılarını, gerçek kişiliğimizi evliliğimiz monoton haline geldikten sonra ortaya çıkartıyoruz.

Ana sorunumuz ise, benim kişisel gözlemim, evlilikerimizde, birlikteğimizde yeteri kadar konuşmadığımız, sorunlarımız, sıkıntılarımızı, mutsuzluklarımızın nedenelerini konuşmamamız. Konuşmadıkça biriken sorunlar, sonra ufacık bir nedenden dağ gibi çıkıveriyor önümüze. Konuştuğunuz anda çözülebilecek problemler biriktikce aysberg gibi alta doğru büyüyor, üstte gözüken küçük parçacıklar etkilemez gibi gözüküyor ama o altta büyüyen parçalar, sorunlar bizi yiyip bitiriyor.

Konuşmaya karar verdiğinizde de artık iş işten geçmiş oluyor.

Bu konuda bir çok arkadaşımın yaşam hikayesini bildiğim için, kendim de benzer şeyleri yaşadığım için, evli olan veya birlikteliklerini götüren arkadaşlarıma tek tavsiyem var. KONUŞUN. O insan sizin onlarca insan arasından seçtiğiniz ve evet ben bu kişiyle sonsuza kadar birlikte olacağım dediğiniz kişi, sizi mutlaka dinleyecektir, yeter ki doğru zamanda ve gecikmeden paylaşın sıkıntılarınızı ki çözüm bulabilme arzunuz olsun.

Sevgilerimle,