
1976 senesinin Ekim ayında bir Halloween öğleden sonrasında işçi bir babayla, ev
hanımı bir annenin 4. çocuğu olarak İstanbul Göztepede dünyaya geldim. Bana
göre evin ikinci kız çocuğu olarak bir denge unsuru, anneme göre tekne
kazıntısıydım.
Büyük büyük
babalarımız 1938 senesinde ikinci Balkan Göçü ile birlikte Romanya, ve
Bulgaristandan muhacir olarak Çanakkale ve Kırklareline yerleştirilmişler.
Gerçi h yoksunu olunduğumuzdan bizde macır denir o ayrı. Velhasıl o
sebepledir ki bir Trakyalı olarak rakının demi, gırnatanın gamı başkadır bizde.
Çocukluğum büyüdüğüm
mahalledeki kız çocuklarının azlığından mıdır, ağabeylerimi örnek alma
isteğimden midir bilmem erkek oyunları oynayarak geçti. Zamanın kız çocukları
neler oynardı bilmem ama benim taşla itinayla ezilmiş gazoz kapaklarım, çiklet
içlerinden biriktirdiğim futbolcu kartlarım, maçlarda kaleciliklerim, çivide
yenilmezliklerim, dekmancılıkta geliştirdiğim stratejik hücumlarım olmuştur.
Çocukluk günlerimden hatırımda kalanlar arasında sayıları az evlerde güvenin çok
olduğu komşuluklar, elektrik kesintileri ve onun getirdiği sohbet ortamları,
siyah-beyaz tek kanallı yayınlar, körebede fasulye olmalar ve kahrımı çeken tek
arkadaşım Remzidir
Bahsetmeden
geçemeyeceği Akrep burcuyum. Her ne kadar buna verilen tepkiden bıkmış olsam da...
Cadılar Bayramında doğmam burcum üzerinde farklı bir etki yarattı mı bilmem ama
ben Akrep olmayı seviyorum.
İlkokula başladığım
ilk gün, okul hayatının iki zil arasından ibaret olduğunu düşünmemden sanırım
ilk teneffüs molasında evin yolunu tutmuşum. Okul hayatım yıldız öğrenci
kulvarında geçmese de gereğini yapma yeterliliğinde bir öğrencilik hayatım oldu.
Sonrasında ortaokul,
lise, üniversite, bir üniversite, bir üniversite daha derken okuma işini
abarttım. Önce Trakya Üniversitesi, ardından Anadolu Üniversitesinde Bilgi
Yönetimi ve şimdilerde ise yine aynı üniversitenin İşletme Bölümünde okul
hayatımı devam ettirmekteyim.
Üniversiteden ilk
mezun olduğum yıl sigorta sektöründe işe başladım. Bu maceram uzun sürmedi.
Belki iyi belki değil ama iş hayatını tanımak için faydasını gördüğümü
söyleyebilirim. Nihayetinde sigorta satışı her yiğidin harcı değilmiş. Onu
anladım.
Ardından 2000 yılında
eğitim sektörüne girdim. Tesadüfen. Yetişkinlerin eğitildiği bir alan. Ne menem
bir iş olduğunu sektöre girdiğimde öğrendim. Yetişkinler de eğitilirmiş ve en
zoru da buymuş. Eğitimin yanı sıra aynı zamanda şirketlerin yeniden
yapılanmaları konusunda danışmanlık çalışmaları da işimin diğer bir ayağı. Başta
alaylı olarak başladığım bu mesleğe sonrasında Anadolu Üniversitesinde Bilgi
Yönetimi Bölümünde okuyarak diploma da eklemiş oldum.
Sevgili Haluk Abi, bu
yaptığın işin adına ne dersin bilmem ama bana sayfanda yer ayırdığını
söylediğinde Haluk abi sen iste yeter ben yazar gönderirim tavrım şu satırları
toparlarken yazma işinin ne kadar zor olduğunu öğretti bana. Tüm yazan
arkadaşları mı da saygıyla kutluyorum. En fazla da Haluk abiyi.
Cember.net Bowling turnuvalarında tanıdım kendisini, sonrasında ne organizasyon
düzenlerse katılmaya gayret ettim. Daha ilk buluşmada bu platformda olmanın
doğru adres olduğunu düşünüyorum. Bu vesile ile tanıdığım ve buradan adını
anmadan edemeyeceğim ve dostluğuna son derece değer verdiğim, iyi ki tanımışım
dediğim, hocam, benim her nevi kahrımı çeken Mustafaya da sevgilerimi
iletiyorum