2000 senesinde Ortaköy’de bir eve taşındım, Cudi Efendi sokakta iki katlı bir müstakil ev, arka tarafında da minik bir verandası var, veranda da küçük yeşil bitkiler.

Yazın bazı geceler o bitkilerin etrafında ATEŞ BÖCEKLERİN olurdu, sayısı fazla olmayan ama büyüleyici. Karanlıkta hareket eden minik yıldızlar gibi.

O evden taşındıktan sonra da bir daha görmedim, ta dün akşama kadar.

Bir arkadaşımızın daveti ile Terkos Gölünün kenarında ki karavanına gittik. Fotoğraflarını da koyacağım harika bir yer, ıhlamur ağaçlarının altında, gölün hemen yanında bir karavan, masa kurulmuş, uyluk, et, tavuk, sucuk, manda yoğurdu, salata, rakı, bira. Arkasından akşam karanlığında ve ılık bir rüzgarla sürat teknesi ile yarım saatlik bir Terkos Gölü gezisi.

Buraya kadar herşey çok güzel, çok keyifli, tekne kıyıya yanaştıktan sonra yukarı karavana giderken gördüğüm manzarayı sizlere anlatamam. Bir çok ağacın arasında yüzlerce ateş böceği. Etrafınızdalar, nasıl bir manzara anlatmak mümkün değil, eminim bu manzarayı yaşayanlar ne demek istediğimi anlayacaktır.

Sanki uzaydasınız ve etrafınızda yüzlerce yıldız hareket ediyor, başınızın üstünde, etrafınızda, karşınızda, minicik ışıklar yakarak dolaşıyorlar, o anda hissettiğiniz şey sadece hayranlık ve mutluluk. Sizi öyle bir atmosfere sokuyor ki, oradan ayrılmak istemiyorsunuz. Hani sanatını icra eden bir sanatçıyı nasıl hayranlıkla izlerseniz, bu sanatçıları da aynı şekilde izliyorsunuz.

Eve gelince ateş böcekleri hakkında biraz bilgi toplamaya çalıştım, kısaca da aşağıdakileri sizler ile paylaşmak istedim, o ışıkların nasıl yandığını öğrendim, bu yanıp sönmelerin kendi aralarındaki bir haberleşme olduğunu öğrendim.

İnanılmaz gerçekten, hani olur da yolunuz bir gün Terkos gölüne düşerse, karanlık olmadan ayrılmayın, biraz bekleyin, çünkü o yeşillikler içinde göreceğiniz ateş böceklerinden mutlaka etkileneceksiniz.

Sevgilerimle,