Bakın size bugün o büyük insanın Doktorların Paşam yapmayın, gitmeyin hastasınız dediği halde, onların hiç birisini dinlemeden çıkıp gittiği HATAY konusunu anlatacağım.

Atatürk’ü, tarihi, o günleri çok iyi bilen arkadaşlarım var, bilmeyenler için bir genel kültür tazelemesi olsun.

Tarih 30 Ekim 1918.

Yer Limni Adasında Mondros limanına demirlemiş olan Agamemnon Zırhlı Gemisi.

Bir tarafta Birinci Dünya Savaşını kazanmış olan İtilaf devletlerinin yöneticileri, diğer tafta savaştan yenik çıkmış Osmanlı Devletini temsilen Bahriye Nazırı Rauf Bey.

Tarihe Mondros Müterakesi diye geçen bu anlaşma ile Osmanlı İmparatorluğu bitmiş ve Türkiye toprakları İtilaf devletleri tarafından paylaşılmıştı.

Bu paylaşımlardan İskenderun Hatay bölgesi de nasibini almış ve Hatay Fransızlara bırakılmıştı.

24 Temmuz 1923 tarihinde Lozan Antlaşmasında Türkiye çok uğraşmasına rağmen Hatay’ı alamamıştı.

O günkü şartlarda bunu kabul etmek zorunda kalan Atatürk şöyle diyordu “Kırk asırlık Türk yurdu düşman elinde kalamaz”

Atatürk o tarihten itibaren Hatay’ı hiç içine sindiremedi, ancak şartların uygun olmasını bekledi.

O günlerde Hatay’da görev yapan Tayfur Sökmen ile görüşmelere devam etti.

1936 senesinde Türkiye’de seçimler yapılırken, Atatürk Tayfur Sökmen’in Antalya’dan milletvekili olmasını istedi.

Halk dahil, kimse bunu anlamadı, hayatını Hatay’a adayan birisi nasıl olur da böyle bir durumda Hatay’ı bırakır, Antalya’dan milletvekili olurdu.

Atatürk bu sorulara şu esprili yanıtı verdi : “ Günü gelince (L) harfi yerine (K) harfini koyacağız. Böylece Antalya Antakya olacak ”

Antalya’dan milletvekili olmasına rağmen, Tayfur Sökmen sürekli Hatay’dadır, konuşmalar yapar. Yönetimde söz sahibi olan Fransızlar bundan rahatsız olarak Atatürk’e “ Hududumuzda bir milletvekiliniz bölücü konuşmalar yapmaktadır “ diye şikayet eder.

Bütün bunları daha önceden hesaplayan Atatürk’ün yanıtı nettir : “O milletvekilimiz bağımsızdır. Anayasa’mız, bağımsız milletvekillerine, istediği yerde, istediği şekilde konuşma hakkı vermektedir”

Bu sırada Fransa yapılan anlaşmalar gereği Hatay’dan çıkmaktadır v Hatay Suriye’ye devredilecektir.

Türkiye bunu kabul etmez, Atatürk Fransız büyükleçisine aynen şunu der : Ben toprak büyütme delisi değilim. Barış bozma alışkanlığım yoktur. Ancak, Antlaşmaya dayanan hakkımızın isteyicisiyim. Onu almazsam edemem. Büyük Millet Meclisi kürsüsünden milletime söz verdim, Hatay’ı alacağım. Milletim benim dediğime inanır. Sözümü yerine getirmezsem, onun huzuruna çıkamam. Yerimde kalamam. Ben şimdiye kadar yenilmedim, yenilmem. Yenilirsem bir dakika yaşayamam. Bunu bilerek ve sözümü mutlaka yerine getireceğimi düşünerek benim dostluğumu lütfen bildiriniz ve doğrulayınız”

Fransa bunu tehdit olarak algılar, savaşa mı girecek Hatay için sözleri dolaşır etrafta, gazeteler bunu yazar.

Atatürk ise konuya son derece net yaklaşır : Bu benim şahsî meselemdir. Durumu büyükelçiye, daha başlangıçta, açıkça ifade ettim. Dünyanın bu durumunda, böyle bir meselenin Türkiye ile Fransa arasında silâhlı bir çatışmaya sürüklenmesi kesinlikle mümkün değildir. Fakat ben, bunu da hesaba kattım. Kararımı vermiş bulunuyorum. Şayet ufukta, bu yolda binde bir ihtimal belirse, Türkiye Cumhurreisliği’nden ve hattâ Büyük Millet Meclisi üyeliğinden çekileceğim. Bir fert olarak bana katılacak bir kaç arkadaşla beraber Hatay’a gireceğim. Oradakilerle el ele verip mücadeleye devam edeceğim”

Ve o günkü Milletler Meclisi ( Bugünkü Birleşmiş Milletler ) konuyu görüşmeye karar verir.

27 Ocak 1937 Cenevre’de toplanır, konuyu görüşürler. Hatay’ın bağımsız olduğuna karar verilir ve Hatay’da bir nüfus yoklaması yapılıp seçim yapılmasına karar verir.

Ancak Fransa hala bu karara direnmekteydi, bunu gören Atatürk, bir kez daha gerekirse savaşarak Hatay’ı Türkiye sınırları içine alacağını duyurdu. Bunu göstermek içinde Kurmay Albay Şükrü Kanatlı komutasında birliklerimiz Hatay’a girdi.

Artık Fransa’nın da yapabileceği bir şey kalmamıştı. Savaşı göze alamazlardı.

Seçim yapılmasını kabul ettiler.

Bu sırada Atatürk çok hastaydı, teşhis konulmuştu, dinlenmesi gerekiyordu. Ancak içi rahat değildi ve o halde Hatay’ı desteklemek adına kalktı Birlikleri denetlemek bahanesi ile Hatay’a gitti.

13 Ağustos 1938 tarihinde seçim yapıldı ve meclis ekseriyetini Türkler kazandı. Hatay Devletinin parlamento başkanlığına Abdülgani Türkmen, devlet başkanlığına ise Tayfur Sökmen seçildi.

Atatürk bu durumdan çok memnun olmuştu ama sağlığı iyice bozulmuştu.

1 Kasım 1938 tarihindeki Meclis açılışına katılamadı ve bildiğiniz gibi 10 Kasım 1938 tarihinde gözlerini yumdu.

Hatay Devleti de, 10 ay sonra 23 Haziran 1939’da Türkiye ye katıldı.

7 Temmuz 1939’da 3711 sayılı kanun ile de Hatay, Türkiye’nin bir ili oldu.

Nasıl muhteşem değil mi?

Bir Devlet Adamının oynadığı satranç ve müthiş bir başarı.

Onun belki ölümünü hızlandıran ama halkı için kendi sağlığını bir saniye bile düşünmeden hareket eden bir Vatansever.

Bilmeyenler için umarım güzel bir bilgi paylaşımı olmuştur.

Sevgilerimle,