Pazar günü için kendime bir konu seçtim, keyifli bir şekilde kahvemi yaptım ve hani filmlerde falan görülen tarzda bir araştırma yaptım.

Bilen arkadaşlarım var, hemen hemen her konu hakkında yazarım, kendime göre her konuya da maydanoz olur, yorum yazar, fikrimi söylerim, bir tek konu hariç.

O da DİN.

Bugüne kadar günlük yazılarım hariç, 500 den fazla yazım var, içlerinde DİN ile ilgili en ufak bir yazım yoktur, nedeni hassasiyetim değil, DİN konusu öyle bir konu ki CİDDİ anlamda bilgi birikimine sahip olmalısınız, sadece İslamı değil, diğer dinler hakkında ve Dünya uygulamalarını bilmelisiniz.

Herkesin çok hassas olduğu bu konuda, ” bana göre.. ” diye cümleler kuramazsınız, DİN öyle sana göre, bana göreyi çok kaldıracak bir konu değil.

Neyse … Aslında konum bir DİN tartışması yaratmak üzere kurulu değil.

Biliyorsunuz Suudi Arabistan Kralı vefat etti, sonra Türkiye kalktı YAS ilan etti, sonra da tartışmalar başladı. Tartışmaların bir noktasında bir çok arkadaşım ” Onlar bile yas ilan etmezlerken, biz neden ediyoruz ” diye yazdı, ben de şaşırdım, sonra yavaş yavaş öğrenmeye başladık neden Suudi Arabistan’da yas ilan edilmedi, neden Bayrakları yarıya inmedi, şu bu ve konu geldi VAHHABİ ye dayandı.

Bugün kendimce google’da VAHHABİ ne, Vahhabilik ne, bunu araştırmak istedim, neden Vahhabiler’de İSİMSİZ mezara gömülüyor da şöyle görkemli bir anıt yapılmıyor mesela, niye mezarları dümdüz ediliyor, vs gibi konuların nedenini öğrenmeye çalıştım.

Buraya kadar ilginizi çekmediyse zaten çoktan terk etmişsinizdir yazımı, ilginizi çektiyse size kısaca VAHHABİ liği google’dan öğrendiğim kadar anlatayım. Ama öyle uzun uzun ve çok dini kelimeler kullanmadan anlatmaya çalışacağım.

Vahhabilik bir mezhep, 18. yüzyılda Muhammed bin Abdülvahhab tarafından kuruluyor, aslında dini-siyasi bir hareket.

O zamanlar OSMANLI dünyaya hakim, bu dini-siyasi akım da Osmanlı için bir problem oluşturmaya başlayınca II. Mahmud olaya müdahale ediyor ve Mısır Valisini bu sorunu çözmek için gönderiyor, o da Vahhabilerin üzerine yürüyor, onları ağır yenilgiye uğratıyor, liderlerini öldürüyor, onla da yetinmiyor, sonradan onun yerine geçen oğlunu ve çocuklarını da esir alıp İstanbul’a gönderiyor ve orada idam ediliyorlar.

Savaşlardan canlı kurtulan Türki bin Abdullah 2. Vahhabi Devletini kuruyor, sonra da bu devlet 1901 yılında Abdülaziz bin Suud ile yeniden şekilleniyor. Bu sırada da Osmanlı’ya karşı direnirlerken İngiliz yardımı alıyorlar.

Birinci Dünya Savaşında yenik sayılan Osmanlı kontrolü yitirmeye başlarken Vahhabiler de taarruza geçerek Mekke, Medine’nin olduğu bölgeyi ele geçiriyorlar.

Hani anımsarsınız Arap Lawrence diye birisi vardı, işte Osmanlı’ya karşı girişilen bu ayaklanmalar da başrol oynayan bir İngiliz Casusuydu. Filmi de çekildi. Biz hiç sevmeyiz bu şahsı …

1926 yılında Abdülaziz bin Suud KRAL olarak kabul edildi ve 1927 yılında da bağımsızlığını ilan etti. Böylece Abdülaziz bin Suud, kendini bugünkü Suudi Arabistan’ın Kralı olarak ilan etti.

İşte Suudi Arabistan’ın kuruluş hikayesi ve Vahhabilerin zaferi bu. Ondan sonra da Krallık babadan oğula, yeğene diye devam etti.

Yani bugün hepimizin bildiği Osmanlı Arap savaşlarının kısa bir tarihi budur, Osmanlı ile Araplar tarih boyunca hiç bir zaman birbirleriyle iyi geçinmemiştir, hep bir mezhep kavgası olmuştur, sonucunda da Vahhabi mezhebi bugünkü Suudi Arabistan’ı kurmuştur ve bunda da en büyük pay İngilizlerindir.

Mezhep olarak dini inançları biraz farklı, onlara göre mezarlar isimsiz olmalıdır, düz olmalıdır, herhangi bir işaret olmalıdır ve kadın ziyaret edemez. Yas ilan edilmez.

Vahhabiler Bi’dat’lara karşıdır, bi’dat’ın ne olduğunu bilmiyordum, Bi’dat sonradan çıkartılan şey demekmiş, dolayısıyla Din adına sonradan çıkartılan bi’datlara karşılar.

Ve inançlarına göre Bi’datların çoğu insnaları ŞİRK’e düşürmektir, hemen Şirk’in ne olduğuna bakıyorum – İslamda Tanrıya eşdeğer tutmak, ortak kılmak demek – diyor vikipedi, yani Allah ile bir tutmak. Kimse hiç bir şeyi Peygamber de olsa Allah ile bir tutamaz.

Vahhabiler’e göre de Kuran ve Sünnette olmayan her şey bi’dattır, o yüzden de mezar ziyaretleri bir şirk’tir, mezar başında yapılan ibadet şirk’tir. Hatta Vahhabilere göre SEVAP umarak PEYGAMBERİN kabrini ziyaret bile Şirke neden olabilir.

Uzatmayayım diyorlar ki neticede, Allah’tan başkasına ibadet etmek, şirk koşmaktır.

O yüzden de mezar, türbe ziyareti şu bu olmamalıdır.

Baktığımızda bizim bildiğimiz şeylerden ne kadar farklı değil mi?

Yani bizler hiç tanımadığımız insanların mezarında bile bir El Fatiha okuyan bir İslam dinine mensubuz ama İslamı en ağır şartlarda uygulayan Suudi Arabistan’da ise bir çok şey farklı.

Özetle sevgili arkadaşlarım, Vahhabiler’de durum böyle.

Ben geçtiğimiz aylarda Cidde’yi ziyaret etmiş, sonra da Mekke’ye gidip Kabe’yi görmüş biri olarak oradaki İslami uygulamaları sizlere biraz aktarmaya çalışmıştım.

Çok zor bir ülke olduğunu yazmıştım, hele Kadınlar için, araba kullanmasına izin verilmeyen, sineması olmayan, kadın iel erkeğin eşit olmadığı bir ülke. Dünyanın belki en zengin ülkesi ama kaymağını HALK değil Kral ailesinin yediği ama en ufak bir protestonun bile hoş görülmediği bir ülke.

Her şeyin ERKEK için yaratıldığı bir ülke, özgürlüğün sadece kapalı kapılar ardında yaşandığı bir ülke. Kadının çalışmadığı, bir kaç özel sektör hariç kadının hiç olmadığı bir ülke Arabistan.

Yazımı anımsayanlar olacaktır, şöyle demiştim..

Bugün kadınımızı, yaşamımızı o noktaya çekmeye çalışanlara destek veren erkek ve kadınlarımızı çok değil 1 ay Suudi Arabistan’da yaşamaya götürün, bir çoğu istedikleri ve düşündükleri yaşamın bu olmadığını göreceklerdir.

Bu arada onların neden YAS ilan etmediğini, neden devasa ANIT mezarlar yapmadığını söyledik, neden bayrak indirmiyorlar, çünkü Suudi Arabistan Bayrağı üzerinde ayet var, bu ayet yüzünden bayrağı yarıda tutamıyorlarmış.

Bir ufak bilgi daha, bu da benden smile emoticon Kralın Suudi Arabistan’ın bir çok şehrinde, şehrin en güzel yerlerinde binlerce dönüme kurulu SARAYLARI var, ve bu sarayların boyunu geçen hiç bir BİNAYA izin verilmiyor, hani gidip ya burada hiç gökdelen yok diye düşünürseniz, nedeni budur smile emoticon

Uzun bir yazı oldu, bakalım kim sonuna kadar okuyacak, ben kendimce bayağı bir bilgilendim, bir kaç kişiye de faydam olduysa ne mutlu bana.

Keyifli bir Pazar günü olsun ….

Sevgiler & Saygılar