Ne zaman iyi bir haber alsak, ya da hayatımızda güzel bir şey olsa bunu paylaşmayı düşünürüz ama siz daha bunu düşünmeye başlarken, etrafınızdan yükselen sesler şöyle der ; sus, sakın kimseye söyleme, nazar değer …..

Nazar olaylarına pek inanmam, ama inanmadığım halde bir sürü yerde nazar boncuğum vardır.

Ben bu paylaşma olaylarında nazar değere inanan bir çok insanın, gerçekten bu güzel haberleri paylaşmadığına çok şahit olmuşumdur.

Halbuki, kötü haberleri paylaşırken kimse bir şey demez. Nazar anladığım sadece iyi bir şeyler olduğunda devreye giriyor.

Örneğin; iş arıyorsunuz, siz de dahil sizi seven bir çok kişi de sizinle birlikte, sizi düşünüyor, ne yaptı, buldu mu, bulamadı mı? Bu arada güzel bir iş fırsatı geliyor önünüze, maaşı çok tatmin edici, seviniyorsunuz, çok mutlu oluyorsunuz ve sizinle o güne kadar mutsuzluğunuzu paylaşan insanlara bunu haber vermek, içinizdeki mutluluğu paylaşmak istiyorsunuz, AMA ne oluyor; sakın ha, kimseye şartlarını söyleme, ee sorarlarsa, geçiştir, sakın ha çok iyi bir iş olduğunu söyleme…..

Çünkü Nazar değer ….

İşte bu nazar değer diye diye, bizler güzel paylaşımlarımızı yaşayamıyoruz. Ben araba alıyorum, ilk tepki söyleme kimseye hemen araba aldığını …. Ev alıyorum, söyleme herkese kaça aldığını, nasıl aldığını … Sevgilimle çok güzel gidiyor…..sus, kimseye söyleme …..

Daha bir çok örnek. Nazar değecek diye ödümüz kopuyor, kimseye hayatımızdaki hiç bir güzelliği anlatmıyoruz, anlatamıyoruz…..

Bir de şu kötü giden şeylere nazar değse de birden tersine düzelse her şey, gerçi onun da çaresi var değil mi, olmadı kurşun döktürelim 🙂

Sevgiler,