Stitchers dizisini seyrediyorum. Sevimli bir dizi, genelde öldürülen bir kişinin beynine girerek öldürülmeden önceki olayları araştırıyorlar.

Bu bölümünde de eski bir CIA ajanı öldürülüyor, bu ajanda mesleği bıraktıktan sonra komplo teorilerini blogundan yayınlıyor. Neden öldürüldüğünü anlamak için Stitchers ekibi adamın beynine giriyor ve ölmeden önceki aktivitelerine bakıyor.

Bu sırada gizli bir bölmesi olduğunu görüyor. Normal yaşama dönüp minibüste sakladığı kasayı buluyorlar ve kasanın içinden bir tane 5,5″ lik disk çıkıyor.

Dizinin buradan sonrası daha da bir ilginç olup, benim bu yazıyı yazmama neden oluyor.

Teknolojinin TAVAN yaptığı merkezde, beyinin içinde cirit atıldığı laboratuvarda 5,5 ” lik diski okuyacak alet bulamıyorlar.

Burada diziden ayrılıyorum….

Ben 1976 girişli, 1980 senesinde mezun olmuş bir Elektrik Mühendisiyim, ilk defa bilgisayarı 1979 senesinde TÜPRAŞ’ta staj yaparken görmüştüm, o meşhur DELİKLİ KART’lar da adımı yazdırmıştım, herkese gösteriyordum bak burada HALUK yazıyor diye.

Kendime ait ilk bilgisayarımı 1984 senesinde Londra’da almıştım, Sinclair Zx Spectrum, sonra sonra ….

Bugünlere geldik.

Bugün artık minnacık çocuklar bile bazen bizden iyi kullanıyorlar cep telefonlarını, bilgisayarları.

Benim 20 yaşımda gördüğüm bilgisayarı oğlum Hazar 2 yaşında keşfetti, evde oynamaya başladı ve büyürken de hep ben Bilgisayar Mühendisi olacağım dedi ve oldu da, hem de Master’ını bile bu konuda yaptı, bugün 26 yaşında bir Bilgisayar Mühendisi.

Neyse, dizide bir enstantaneden nereye geldim 🙂

Siz de şöyle bir düşünün bakalım, ilk bilgisayarınız neydi? Kaç yaşında başladınız elinize almaya bu bilgisayar illetini

Ve 10 puanlık uzman sorusu …

Oldu ya hadi elinize bir 5,5 ” disket geçti, siz de bu disketi okuyacak bir alet mevcut mu :))))

Sevgilerimle,